30 Eylül 2012 Pazar




    

    Tatildeki hiçliği seviyorum...


    Şu an kafamı en çok meşgul eden şey televizyon kumandasının arada takılan tuşları. Hafif serinlemiş havada battaniye üzerimde, sırtım rahat kanepede, makyajsız, süssüz, düşüncesizce yatıyorum.Yörüngesinden çıkan gezegen gibi, uzayın uçsuz bucaksız boşluğunda seyrediyorum.Anlatacak eğlenceli, üzücü, korkutucu hiçbir şey yok.Ne komik, hiçbir şey hakkında konuşuyorum.Gerçi genelde hep bomboş konuşurum, amacı da olmamalı zaten bir konuşmanın.Ne alemi var kurulmuş şeyleri paylaşmanın.Yani benim fikirlerim senin için ne önem taşıyor zaten?

    Hayır beni gerçekten dinliyor olsan benimle gerçekten irtibata geçerdin. Bu sanal dünyada aramazdın düşüncelerimi. Ne gerçeklikte yazabilirim ki? Benden bir şeyler mi olur yazdıklarım?Yoksa sadece o an yansıttığım bir şey mi?İnsan yazarak içini dökebilir mi? Ya da kafiyeledikleri ne kadar kendi olur insanın?Kendi devrikliğini akrostiş yapabilir mi insan?

    Benim fikrim mi? Bir insanın yazısını okuyarak hakkında hiçbir bok öğrenilemez.Sadece kelimeleri ahenkle dizişini gösterir bir insanın yazıları.Mesela bunu yazarken bir televizyon programında bir kadın 15 bardak turşu suyu içmekte, aslında aklım bu yazıdan çok kadının bunun sonucunda kusup kusmayacağında.Ki kustu.Şimdi kanal değiştirmek gerek hadi bakalım, bir battaniye daha alıp yine televizon karşısında uyuklamalı.

17 Eylül 2012 Pazartesi



     


       Hayatımın olanca hareketsizliğine bir yangın duası...

       Gelmeyecek yağmurları beklemekten yorulmuş ve bıkmış olabilirim.Artık yangın duası ediyorum.Herşeyi reddediyorum.Tüm eylemsizliğimle boşluğa karışmadan öleyim diyorum.Hayatın bir noktasında sıkışıp kalmış herkese sesleniyorum.Haydi yangın duası edelim.Hareketsizliğimizin bizi sıkıştırdığı 'şimdi', gelecek yaratımımızı baltalıyorsa, uzak geçmişin tüm anılarını soğurduysak, bize yeni yangınlar, yeni felaketler lazım.Hayatın tüm anarşisine kollarımı açıyorum.Bir heykel gibi hareketsizim.Dünya etrafımda sarsılsın beni de sarssın.Bekliyorum, dua ediyorum...

13 Eylül 2012 Perşembe

         




          EVETTT...
          Herşeyin sonuna geldik. Yine aynı boşluk. En sonunda yine kendimle kaldım. Kendi kendime...
Olması gerektiği gibi...Yolların sonunda kendime çıktım. Depresyona girmeyeceğim bu en önemli karar. Herşey yoluna girecek. Bunu kendime yüzlerce kez söylersem belki gerçekten herşey yoluna girer. Olmaz mı dersin? Bence olur. Dünya güzel bir yer olur, sevdiğim bir işim olur, ben  birini severim biri beni sever, aşk filan olur. Dünya benim evim olur. İdeallerde bir hayat olur. Tüm bunlar olursa da herşey çok bayat olur.
Olur, olur...

          Kaybolmadım. Sadece haritayı yanlış okuyorum. Yolumdan biraz sapmış olabilirim. Ama yollar yürünmek için var zaten. Belki ayaklarım biraz fazla ağırır yolumu bulana kadar. Ama zaten tuzlu su bunun için var. Suya girerim şişi iner, sızısı diner. Akşam olur, uyurum geçer. Yüzeyde kalırsam boğulmam hem. Yüzey iyidir. Kurtarır beni. İyi yüzerim ben, boğulmam, sıyrılırım bundan da.Yaparım, evet yaptım say. İçimi döktüm rahatladım say.

     Yüzyılları uyandıracaktım değil mi?Uyandıracağım Evet!!
                                                       
                                                         Yarın için kocaman bir EVET!!!