Tatildeki hiçliği seviyorum...
Şu an kafamı en çok meşgul eden şey televizyon kumandasının
arada takılan tuşları. Hafif serinlemiş havada battaniye üzerimde, sırtım rahat
kanepede, makyajsız, süssüz, düşüncesizce yatıyorum.Yörüngesinden çıkan gezegen
gibi, uzayın uçsuz bucaksız boşluğunda seyrediyorum.Anlatacak eğlenceli, üzücü,
korkutucu hiçbir şey yok.Ne komik, hiçbir şey hakkında konuşuyorum.Gerçi
genelde hep bomboş konuşurum, amacı da olmamalı zaten bir konuşmanın.Ne alemi
var kurulmuş şeyleri paylaşmanın.Yani benim fikirlerim senin için ne önem
taşıyor zaten?
Hayır beni gerçekten dinliyor olsan benimle gerçekten
irtibata geçerdin. Bu sanal dünyada aramazdın düşüncelerimi. Ne gerçeklikte
yazabilirim ki? Benden bir şeyler mi olur yazdıklarım?Yoksa sadece o an
yansıttığım bir şey mi?İnsan yazarak içini dökebilir mi? Ya da kafiyeledikleri
ne kadar kendi olur insanın?Kendi devrikliğini akrostiş yapabilir mi insan?
Benim fikrim mi? Bir insanın yazısını okuyarak hakkında hiçbir
bok öğrenilemez.Sadece kelimeleri ahenkle dizişini gösterir bir insanın
yazıları.Mesela bunu yazarken bir televizyon programında bir kadın 15 bardak
turşu suyu içmekte, aslında aklım bu yazıdan çok kadının bunun sonucunda kusup
kusmayacağında.Ki kustu.Şimdi kanal değiştirmek gerek hadi bakalım, bir
battaniye daha alıp yine televizon karşısında uyuklamalı.
