28 Nisan 2014 Pazartesi

Bayram

       

             3 gün sonrasını görmek istemiyorum. Haberlerin bana karşı silah kuşanmış insanların beni yerlerde sürüklediği, gazla boğduğu, plastik mermiyle vurduğu görüntüleri yayınladığını görmemeliyim. Düzeni ölerek değiştirmek istemiyorum. Tarihe kahramanlık yaptığım için geçmek istemiyorum. Tarihte yer almak bile istemiyorum. Tarihler hiç ilerlemesin 1 mayıs hiç olmasın bu ülkede. Belki de bayramlar için yaratılmadık. Polislerin izninin iptali belki de çok gülünce ardından bir felaket geleceğine inanan yapımız yüzündendir. Devletimiz olabilecek felaketi çok düşünmeyelim kendimizi yormayalım diye felaketimizi bile hazırlarken, sistemden nasıl şikayet edebiliriz ki? 

24 Nisan 2014 Perşembe

Şimdi iyiyim.

Teknolojik hayat çok komik;
Hiç birşey tam olarak silinmiyor mesela.Maillerini temizlerken birden geçen seneki senle karşılaşabiliyorsun. Her şeyin ne kadar değişmiş olduğunu şaşırarak farkediyorum. O kendinden emin ve komik insan ben miyim diyorum. Her şey kötüye gitmeden önce ne kadar güzelmiş diyorum. Zaman üzerimde çeşitli tortular bırakırken 'pür' mutluluğu gölgeliyor bazen. Ne kadar mutlu olduğunu değil ne kadar üzüldüğünü hatırlıyor genelde insan. Mutluluğumun kanıtlarıyla karşılaşınca yenileniyorum.Kendimi yeniden yeni ve mutlu hissediyorum. Geçirdiğim tüm operasyonların izleri altında, tümörlerim bana yeniden gülümsüyor. Artık tamamen iyileşmiş silik yara izime bakıp tekrar açıp onarmak istiyorum. Tamir edecek birşey bulamadığında evdeki bulaşık makinesini bozan emekli gibiyim belki de.
Yapmak istediğim daha çok şey var oysa ki. Ve yapacağım. Bir sonraki sefere geçmişteki benle değil de gelecekteki benle karşılaşıp çok güleceğiz. Çok sesli güleceğiz. Dünyadaki tüm mutsuz insanları rahatsız ederek, huzursuz  ederek.. Bu kadar gülünecek ne var diyecekler belki bize, o zaman işte daha bile çok güleceğiz.

Geçmişteki ben çok tatlıymışsın, bugünkü ben artık daha akıllısın, gelecekteki ben ...

19 Nisan 2014 Cumartesi

Harry W. Peyton II' ye mektuplar

    

   12/10/2010

    i get tired of feeling empty

i'm sorry for sending this silly message to you.but u're some kind of space for me; no connections and no expectations and my message lost after i send it to you.i want fairytale endings for my life but all i get is real life.and it sucks.for once i want to finish what i started but i'm terrified to start living so i freezed everything.and i can't breath now i'm feelin' so blue. if u read and care, sorry again, dont give attention... thanks

15 Nisan 2014 Salı

Mario princess in another castle

Başlangıçları hiç sevmem. Başlarda kötüyümdür. Biraz rahatsız edici, biraz nevrotik, biraz huzursuz, biraz deli gibiyimdir. Biraz zorlarım iterim çekerim. Ben gibi olabilmek için kendime yer açmak bütün çabamın nedeni. Çok fazla konuşurum çoğu zaman çok fazla şey söylerim. Söylediklerimin yarısına inanmam başkasını inandırmak isterim. İnandırırım da ... Söyledim ya başlangıçlarda kötüyüm sonucu hızla bulmak isterim. En kısa yolu seçer hedefi çoğu zaman ıskalarım. Yollarımda engeller yoktur. Engel benimdir. Bana ulaşmak için beni geçmek gerekir. Beni geçince hiç  ödül yoktur. Mario bölümü geçmiştir ancak prenses başka bir kalededir. Mario yoluna devam etmelidir. Benden geçip başka kalelere yolculuğa çıkmalıdır. Prenses olamayacak kadar normal bir insanımdır. Kim bilir? 

6 Nisan 2014 Pazar

Happiness is a warm gun

         

              Eğer rasyonel bir insan olsaydım başladığım küçük 'mutluluk' ile ilgili anketimi genişletir en çok verilen yanıtı seçer ve tüm bu anketin sonucunda bir tasarıma girişip en güzel mutluluk çubuğunu tasarlardım. Ama hiç bir zaman eldeki verilere veya insanların ilk etapta verdikleri yanıtlara çok önem vermedim. Görünenin ötesini, bir ütopyayı yakalamayı ve hatta tasarlamayı hedefliyorsam daha fazlasını görmem gerekmez mi? Her şeyden önce ütopya bir romantik idealler bütünü değil mi? Thomas More'un Utopia'sını  Amsterdam'da süründüre süründüre bitirdiğimde tüm kitap bana fazlaca kuru ve keyifsiz gelmişti. O denli yavan bir tat bırakmıştı ki ağzımda belki daha mutsuz ve daha umutsuz bir zaman diliminde tekrar okumalıydım diye düşünmüştüm.O zamanlar yenilgisi olmayan ama hiç savaşta görmemiş bir öğrenciydim. İdealist bir mimar adayı...
             Özellikle hayatımın her alanında savaşıp yenildiğim ve yenilmeyi neredeyse bir karakter özelliği gibi benimsediğim şu sıralar belki de Utopia benimde ütopyam olmuştur.Hiç bir savaşım sonucu edinilmemiş bir barış ve refah bizi tatmin eder mi?
             Abidin'e mutluluğun resmini çizebilir mi diye sormuyorum çünkü mutluluğun şekli yoktur. Adı konulamaz, tek bir veri tabanına sahip olacak kadar basit değildir mutluluk. Mutluluk basit yapı taşları olan kompleks bir bütündür.Her kişi için ayrı formülize edilebilir. Dolayısıyla her bireyi mutlu edecek bir tasarı söz konusu olamazken mutluluk için en uygun koşullar sağlanabilir belki de. NŞA da toprağa ekilen bir tohum gibi mutluluk için zemin oluşturulabilir. Bu uygun şartları lineer zamanda bir araya getirebilmek ise ütopyanın ta kendisidir.