17 Mart 2016 Perşembe
palyaçolar ve kağıt kesikleri
Palyaçolar komik değildir. Zira kağıt kesikleri de. Biri sizi korkudan biri sizi kan kaybından öldürebilir. Aciz bir insan olduğunuzdan her şeyden korkarsınız ve her şey ölüm sebebinizdir. Gelecekten, geçmişten, sokaklardan, erkeklerden, kadınlardan, trafikten, işlerden, sorumluluklardan, sorumsuzluklardan, tek gecelik ilişkilerden, uzun ilişkilerden, çok konuşmaktan, konuşamamaktan, sesini yükseltmekten, hep içine atmaktan, duygularınızın kabına sığmayıp patlamasından, ya da yakınınızda birinin kendini patlatmasından, hırsızlardan, serserilerden, polislerden, askerlerden, devletten, halktan, vakıflardan, nefessiz kalmaktan, yargısız infazdan, fikirlerden, zikirlerden, işkenceden, vahşi hayvanlar tarafından yenmekten, vahşi güruh tarafından linç edilmekten... Yaşadığımız coğrafyada hem palyaçolar beni korkutur hem de bu kağıt kesikleri beni öldürür.
Oysa ben şimdi ölmek istemem. Ne yapmalıyım şeffaf plastik bir balonun içinde yuvarlanmalı mıyım aranızdan? tüm kağıt kesikleri, kalp kırıkları, palyaçolar, tüm ani ölümler, ölüme yoğrulmuş sokaklar, tatil edilen okullar, sokağa çıkma yasakları... hepsinin yanından mı geçmeliyim, kayıp gitmeli miyim bu coğrafyadan bir yıldız gibi? Nereye gitmeliyim? Dünyayı adımlasam bulur muyum orayı? Büyük çaresizliğimizle devam ediyoruz günlük yaşantımıza, çünkü insan aciz bir canlı.
14 Mart 2016 Pazartesi
Yaşıyoruz hepsi bu
Hafızamda soğuk... 2 sene olmuş içimde hala soğuk. Barış kalbimden uçup gitmiş. 12 martta 2 sene önce büyük bir grup insanla birdim, acım birdi, öfkem birdi. Biz bir cenazede yürümüştük ve cenazeler o sıralar mezarlıklara aitti. Mezarlıklar ilk kez o zaman sokaklara taşmıştı benim gözümde. Sonra birer ikişer değil 10lar 100 ler olmaya başladı sokaklar. Sokaklar yeni mezarlardı. Ölüm yavaş yavaş sıradan hayatıma giriyor benimle sabah evden çıkıyor, metroya biniyor işe varıp sonra gerisin geriye tekrarlıyordu. Birlikte seyehat eder olmuştuk, sokaklarda ölmeye alışır olmuştuk. Her şeye alışıyor ya insan ölebileceğimiz fikrine de alışmıştık. Öyle ya insanlar ölüyordu, çocuklar, gençler, yaşlılar, memurlar, işsizler, öğrenciler, askerler, polisler, doğmamış bebekler, esmerler, beyazlar, lazlar, kürtler, aleviler, sünniler, ermeniler, rumlar... Hepimiz ölüyorduk ve artık bu hayatımızın parçasıydı. İlk defa eksik yaptığım şeyleri düşündüm. Metroya binerken aklımda yaptıklarım değil yapmayı ertelediklerim vardı. Sonra son düşüncelerimin keşkeler olacağını düşünüp yıkıldım. Tüm hayatında keşke dememiş bir insanın son dakikada keşke demesi ne acı. Acaba bomba patladığında ya da bir kurşunla vurulduğunda insan ne düşünürdü. Umudu olur muydu? Yapacak işlerinin pişmanlığı gelir miydi aklına? Yoksa anne miydi son fikri? Korunaklı ve sıcak ana rahmiydi ya , doğmamış bebekler vardı ama? Bu kimin kararıyla yapılmış bir kürtajdı? Ne annenin ne babanın... Hafızamda soğuk cebimde yeni korkular , metroda kısa takipler, annem dikkatli ol dedi çünkü sanki dikkatim birşeyleri önleyebilir gibi. Dünyanın tüm dikkatini kesilsem kimliksiz bir infilaktan nasıl kaçabilirim bir fikri olan var mı? Peki sürekli yaşamayı düşünmem ... Sanki ölenlere hakaret gibi...konuşurken komik birşey gelse aklıma gülsem bedenim beynimi ayıplar gibi... Yaşasam mı? Güvercin gibi...
1 Mart 2016 Salı
ötesi yok.
Üç iki ve birdi. İşte 29 yaşına geliyordum. 3, 2, 1 idi. Yaşlanıyordum. Saçımda belli bir bölgeyi mesken tutmuş beyazlarımla, yine başlayan siyatik ağrım, bak düştü yine sondam. Bazen diyorum ki uyusam ve yetmişimde açsam gözümü... Tüm bu telaşlar bitmiş olsa tatlı bir bekleyişle ölümü zaman geçse gün gün, saat saat...o kadar çok şeyi bıraktım ki varmama 3 adım kalmışken bu yaşı kendi irademe şaşırıyorum. Hayatımla ilgili türlü şeyler söyleyen herkese kocaman bir SİKTİR GİT diyorum.Son derece ergence ve kararlı bir şekilde kendi doğrularınla sen yaşa, bana yol da gösterme herkesin yolu kendine. Ameliyat etme davranışlarımı, küfürbaz ağzım hoşuna gitmiyorsa konuşma benimle, istediğiniz gibi hanım hanımcık değilim olmayacağımda. Çok konuşuyorum evet. Tembelim evet. Çoğu zaman söylenebilirim doğru. 29. yaşı kendim gibi geçirerek sözlerinize kulaklarımı tıkıyorum. Kendimi düzeltmeye çalışmaktan yoruldum böyleyim işte işinize gelirse...İş hayatında da özel hayatta da başarılı olmak zerre umrumda değil. Yaşıyorum olabildiğince keyfini çıkarıyorum. Hepsi bu. Ötesi yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)