12 Ekim 2015 Pazartesi

'Türkiyeden s.ktir olup gitmek'


          'Bu ülkeden neden siktir olup gidemedim.' Bütün yazılanlara katılıyorum. Bütün gidişler haklı evet. Ama ben gidemem. Gidemiyorum. Kafamda dahi bırakamıyorum. Benim canım yanıyor. Ben üzülüyorum. Gidemeyecek olanlara üzülüyorum. İnancı olanları, cesareti olanları yalnız bırakacağım fikrini aklım almıyor. Biraz daha azalacağız diye korkuyorum. Biz olduğumuzu düşündüğüm güzel insanları düşünüyorum. Öldürüle öldürüle bitirilemeyişimiz bana bir anlamda umut veriyor. Romantik bir sersem olduğumdan belki...türkçe de daha komik olduğumdan ya da İstanbul'un tüm keşmekeşini sevdiğimden, Trabzon'un en yeşilinden, öyle bir yeşildir ki bu bütün diğer yeşiller yavan gelir, becerip giremediğim halaylardan, horonlardan, düşünen tüm insancıklardan ötürü. Parçalandığımız ölçüde birleşiriz belki diye. Benden daha iyi insanlara vicdan borcu hissettiğimden, tanımadan sevdiğimden ve asla tanıma şansına erişemeyeceğimden...İnançları uğruna ölen tüm devrimcilerden, 70lerden- Mahir, Sinan, İbrahim,Yusuf, Hüseyin, Deniz,Umut ve niceleri...-, Maraştan, Fatsa'dan Terzi Fikri'den, 80'lerden -işkenceyle ezilmiş, yaşı yetmezken asılmış, sindirilmiş bastırılmış, yok edilmeye çalışılmış bütün düşünen geçlerden, Madımak'tan, Cumartesi annelerinden, Roboskiden, Geziden, Suruç'tan, AnKARA'dan ve dahasını bir bir sıralayamadığım türlü gönül borcundan belki de. Ben gidemem bir yere. Siktir olamam. Çünkü benimle daha güçlü benimle bir olasılığı olan insanlar var. Bir parçasıyım bu acı bulamacın , umudu taşıyıp göğü aydınlatmalıyım. En azından denemeliyim değil mi?

https://eksisozluk.com/turkiyeden-siktir-olup-gitmek--3843083?p=383

6 Ekim 2015 Salı

Good morning, and in case I don't see ya, good afternoon, good evening, and good night!

Ağzından kurbagalar çıkan bir kız ne isterdi? Midem mi bulanıyordu, ayaklarım mı üşümüştü, bu salıncakta bir ileri bir geri ... Mutsuzluk muydu elimi tutan yoksa hüzün mü? Hiç çarpıntımda olmamıştı kalbim 10 dakikalığına durmamıştı da. Bir zombi dünyasına uyanıp hayatta da kalmamıştım. Tek düze tıngır mıngırdı hayat. Kimse almak istediğinden çoğunu haketmezdi bense hakkım olmayana elimi uzatmazdım. İnsanların ara vermeden soluk almadan evlendikleri bir haftasonuydu ben battaniyenin altına gömülmüş büyüyemediğimi düşünüyordum. Herşeyi konuşmuş muydum? Değiştiremediğim şeyleri konuşmaktan sıkılmış mıydım? Hem ağzından kurbağalar çıkan bir kız tabi ki düşünmeliydi hem de bolca. Uzaylılar dünyayı istila etmemiş ama marsta su bulunmuştu. Ülkem iç savaşa girmiş, insanlık onuru bir akrebin arkasına bağlanmış yerlerde sürükleniyordu. Ben sınır dışında vurulmuştum kendi toprağıma iadem yapılamamıştı. Bende oyalamıştım kendimi... Sudan sıkıntılar, sorunlar oluşturmuştum. Basit sorunlara ihtiyacım vardı. Prens harry ile Buckinghamda mı evlenirdik yoksa yayla da evlenmemizi onaylar mıydı kraliyet ailesi. Bunları düşünmek hem daha keyifliydi hem daha komik. Biraz gülmeye ihtiyacım vardı çünkü yün stoğum bitmişti. Örgü örememek haber izlemek gazete okumak vicdanımı sızlatıyor canımı yakıyordu. Güzel şarkılar dinlesem miydi? Yeni şeyler okusam mıydı? Şeker portakalı? Omurgamın esnemeye, benim dinlenmeye,başka bir gerçeklikte başka endişelere ihtiyacım vardı. Olmadı. Olamadı.iyi akşamlar kötü insanlarla dolu, kan yüklü topraklar. İyi akşamlar mutsuz dünya. İyi akşamlar sevdiğim şeyler. İyi akşamlar nefret ettiğim bir milyon şey. İyi akşamlar gelecekteki ben.