20 Temmuz 2016 Çarşamba
No feelings
Tam dedim ki yapıyorum ben bu işi. Tam dedim ki ayrıldım küflü ruhumdan ve geziniyorum bir karış havada vucudumdan. Artık herkes gibiyim dedim. Önemsemiyorum kimseyi. Ne kadar özgürleştim dedim. Biraz korkuttu bu beni. Endişelendirdi. Ama özgürdüm ya işte, kendimden özgür kalmış hissediyordum. Bu bir baş kaldırıydı belki tüm yargılarıma, garip bir hafiflik...Sonra dünya oldu. Sonra yere çakıldım. O kadar az yükseklikten nasıl bu kadar düşmüş hissettim? Oysaki daha önümüzdeki ayı planlamaya zaman bulamamıştım. Hazırlıksız yakalandım. Tatlı gezintim bitti. Gerçekliğe döndüm. İnsanlar delirmişti. İnsanlar ölmüştü. İnsanlar sürekli hareket halindeydi. Ben, eksiz bir ben durmuştum. Ülke gündeminden de bıkmıştım, işten de... Kendimden de bıkmıştım. Belki de tam olmam gereken yerdeyim, bilmiyorum.
10 Temmuz 2016 Pazar
Bitti tatil, uçtu kuşum...
Tatilin son günüydü. Tüm öğleden sonramı tavana bakıp zamanı durdurmaya çalışarak geçirdim. Güneşin döndüğünü farkettiğimdeyse yine süper olmayan bir kahraman olarak çalışmam gerektiğini anladım. Bari günün bir kısmını kurtaralım diye tüm tatil sarhoşları gibi maçka parkına gittik. İki arkadaş yere serdiğimiz solmuş çarşafların üzerine serilip ip üzerinde yürümeye çalışan, yoga yapan insanları izledik. Ne kadar da anlamsızdı hepsi. Düpedüz ne yaptığını bilmiyordu bu insanlar. Sanki tatilin ilk günüymüş gibi bu ne neş'e bu ne heyecandı? Bir ip cambazı için belkide tatil bitmiyordu tabi. Ya da yogayı yapıp yapıp enerji mi doluyordu bu piçler. Bilemiyordum. Bildiğim tek şey son 1 senedir hızlıca yaşlanmış olduğumdu. Bıkkın, mutsuz, kızgın... Birileri baya canımı mı sıkmıştı, bir şeyler mi yolunda gitmiyordu, hayatım mı kırılmıştı? Vardı bir durum beni durduran, tam neydi bilemedim. Belkide durumların bir kokteyliydi. Çimlerin ıslaklığı, temmuzun soğuğu derken kalkıp çıkmıştık parktan. Temmuzun soğuğu nasıl bir şeydi? Kavramsal bir üşüme değildi bu ayan beyan esiyordu bu yaz. Küresel ısınma dedim yoluma devam ettim. Sevimsiz lanet suratımı tam yere eğip yürüyecektim ki gözüm motorla maçkaya doğru çıkmaya çalışan iki insana takıldı. Ters yönlere giderken bir süre gözgöze geldik. Bir kornayla ters istikametlere yolculuğumuza devam ettik. Aklımdan duruma uygun söylenecek klişe şeyler geçiriyordum. 'Bir arkadaşa çok benzetmiştimde...' salakça dedim. Çoktan Nişantaşına varmıştırlar zannediyordumki motor kanunsuz bir u dönüşü yapıp önümüze kadar gelmişti. Motoru kullanan genç:
-bir arkadaşıma çok benzettimde
+değilimdir.
-bir baksam belki osundur?
+yok kardeşim beni tanısan hemen unutursun öyle benzetemezsinde ben unutulacak kadınlardanım.bak değilmişim değil mi?
-.?!
Yolumuza devam ettik. Arkadaşım gülüyordu. Alnımın ortasında bir damar belirmiş miydi? Nedende bu kadar sinirlenmiştim? İnsan olsaydım ya biraz...tatil bitiminde böyle klişelerle diyalog kurmak mı vardı ama? Kimdiniz ki siz? Hem ben sizi birinede benzetememiştim. Bakmıştım sadece...belki de zamanı durdurmaya çalışarak ayarlarımı ben bozmuştum tez vakitte yaşlanıp emekli olabilirdim oysaki. Neden doğru planı yapamamıştım? Adımlarımı hızlandırdım, arkadaşımdan ayrıldım. Maçka parkından çıkıp çizdiğim yarım daire bana zamanın fazlaca yavaş geçtiğini, bu gidişatı uyumadan değiştiremeyeceğimi hissettirdi. Yarın pazartesiydi. Tatil bitmişti.
6 Temmuz 2016 Çarşamba
Yalnızca ben, yüzlerce sen.
Anonslar yapılmıştı. Ben hiç birini dinlememiştim. Kulaklarımın tamamını müzikle doldurmuştum. Hem zaten biliyordum işte can yelekleri koltuğumun altındaydı, basınç değişirse oksijen maskesini kendime takacaktım zaten çocuğum da yoktu. Çıkışlar önde yanlarda ve arkada olmak üzere altı adetti yerdeki ışıklardan takip edebilirdim. Çarpma halinde öne eğilmeli kravatımı gevşetip sivri topuklu ayakkabılarımı çıkarmalıydım. Yalnızca ben vardım bu uçakta. Bu kocaman uçakta yalnızca ben yüzlerce senle yolculuk ediyor, sesini bastırmak için tüm uyarıları susturuyor, kalkış için yerimi alıyordum. Yüzlerce sen , hayatımda klostrofobimi azdırıyor beni kendi içime hapsediyordun. Kendimle savaşıp senin tarafını tutuyordum. Kalabalığını destekleyip yalnızlığımla uyuyordum. Günlerden bir gündü. Uçak havalanmıştı. Servisler başlamadan hemen önce ben bunu düşünmüştüm. Etraftaki çocuklar ağız birliği etmişçesine kanon bir şekilde ağlıyor, beynim kulaklarımdan akacak sanıyordum. Yolculuk bitmiyor beynimin içinde isyanlar çıkıyor, kelimeleri heceler deviriyordu. Ben yine seni tutuyordum. Hükmünü sür çoğunluğum ol istiyordum. Yalnızca ben vardım ne de olsa ... Yüzlerce sendin ya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)