13 Ağustos 2014 Çarşamba
Bored to death
Odada her zaman ki gibi ayaklarımı koktuğun kolçağından sarkıtarak oturuyordum. 10 senedir tanıdığım pek fazla değişim geçirmemiş bu odanın en gözde yeri beyaz ve dolu kitaplığıydı. Üzerinde gösterdiğim yegane parlak başarımın göstergesi olan 1. Lik ödülüm bana bakmaktaydı. Televizyon hiç durmadan çalışarak beni bunaltıyor ama kapatmaya bir türlü elim varmıyordu. Bugün büyük bir baş dönmesi kocaman bir mide bulantısı diye geçirdim içimden. Dünyadaki en sıkıcı insan ben olmalıydım. Bu odada tek başıma kendimden sıkılmaya başlamıştım. Derimin altında bir yerlerde mutlu bir hücrem vardı. Şu an nereye kayboldu? Bileklerimden dirseklerime kadar kocaman yarıklar oluştururken canımın acısının yanı sıra kanın kıvamını ve demir bazlı kokusunu düşündüm. Güya demir eksikliğim vardı. Yarın beni bulduklarında tüm kan testlerini haksız çıkaracağımı düşünerek eğlendim. Hah mutlu hücre buradaymışsın işte. İlk koldaki realist çalışmamdan sonra 2. Kol biraz yetim ve soyut kaldı. Canımın acısı ve kan kaybım ( sanırım bir kaç lifi kestim) başarılı olmamı engelledi. Allah'tan güzel iç çamaşırı tercihim ölüme uygundu. Oluşan kan gölüne bakarken öldüm. Tanrım intiharım bile sıkıcıydı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)