İş bulamayışına çözümler arardık, bulamazdık. aylak bir adam olamayacak kadar meteliksizdi. Ama ısrarla çalışamazdı. çıkış kapısı bulmaya çalışırdım. Ailemden borç alıp ona vermek isterdim, o bunun konusunu ettirmezdi. Uyuyamadığım zamanlar masal yazardı bana. Telefonda yarısında sızdığım masallar, bazen sızmazdım ama o sızdım sansın isterdim. bazen sonuna kadar dinlerdim her anlattığını. Bazen her şeyi olduğumu sanırdım, bazen hiç birşeyi. Paris'i onda tanıdım, onun deyimiyle Paris, siyah saçlı, beyaz tenli, burnu havada bir kadındı, belki de bu yüzden mesafemi aşamadım bu kadınla. Paris'e ilk onunla tanıştıktan sonra gittim. Ani bir yağmur yağıyordu. Paris için havaalanına giderken uyandırmak için aradım...
Onu bir yağmur için son arayışım buydu. Sonların böyle yolculuklarla başlayacağını bilmezdim. Yollara düşmenin sihirli olduğunu sanırdım. Yolculuklardan sonra uyumaya başladım. Derken uyumak için masallara ihtiyacım kalmadı. belki büyüdüm, belki büyüdüm sandım. Yanıldım. Son buluşmamız ben hala bendeyken, burdayken idi. Bana son intihar girişimini büyük bir neşeyle anlattığında ben bir kaç masa geride oturmaktaydım. Hayatındaki olumsuzlukları sıralarken sanki uykularım kaçmaya başlamıştı. Ama bana artık masallar gerekmezdi, en azından uyumak istiyordum artık, büyümek istiyordum. Baktım ona iyiydi, çok iyiydi, güzeldi, çok güzeldi. O akşam ayrılırken son kez sarıldık bir daha görüşmedik...
Yazın sonlarıydı, hayatım değişmek üzereydi. uzun zamandır ne yağmurlar için telefon ediyordum, ne de masallar dinliyordum. Telefonumu değiştirmiş, tüm bağlantılarımı kesmiştim. Yeniydi hayatım, kötüydüm, birazda çirkin. Bilmediğim bir numaraydı arayan, açıp tanımadık bir ses duydum.
'Zeynep ben gidiyorum. sadece sana veda etmek istedim' demişti arayan. Ama ben kötüydüm ve de çirkindim.
'Kimsiniz?' dedim 'tanıyamadım' dedim.
'Neyse seni özledim ben gidiyorum' dedi arayan. Telefonun diğer ucunda ben, susmuştum öylece. Telefon kapandı. Susulmuştu masallar. Ben olduğum sürece masallar olacak mıydı?
'
bi kız çocuğu varmış
yaşı henüz çooook çok küçükken bile
sanki
bir kadın gibi bakıyormuş
öyle anlamlı
öyle derin
ve o küçük kız çocuğu bazen de gülümser
yaşıtlarıyla oynarmış
ama
bu çok nadir olurmuş
gerçekten gülümsediği
gerçekten mutlu olduğu
gerçekten heyecanlandığı
kendini huzurlu ve güvende hissettiği tek bir an varmış
kendisine masal anlatıldığı anlar
çünkü masalı okuyan
ya da okur gibi yapıpı aklından geçenleleri anlatan kişi
kitabın kapağını açar açmaz
oradan tüm odaya bi ışık hüzmesi yayılır
daha önce hiç duymadıkları
bu dünyaya ait olmayan güzel bir koku yayılırmış o odaya
her şey
olduğundan daha güzel
daha zarif görünürmüş
ama bir varmış ve bir yokmuş
masal en sonunda biter
oda karanlığa gömülür
ve o güzel koku kaybolurmuş
sırf o küçük kız mutlu olsun diye
dünyanın her yerinden hatta kaf dağının ardından masalcılar
çağırılmış
onlarca yüzlerce binlerce
masal dinlemiş kız
yatağına iyice gömülerek, gülümseyerek
sonra korkmuş
sonra korkmuşlar
peki ya geride anlatılacak hiç masal kalmazsa
diye
kaf dağının ardından gelen ve küçük kıza masal anlatan bilge bu
durumu farketmiş
ve kıza bakıp gülümsemiş
bu
insana huzur veren rahatlatan bi tebessümmüş
merak etme küçük kız demiş,sen varoldukça masallarda var olacak
çünkü sen henüz yazılmamış olan bi masalın, başka hiçbir yerde
izine rastlanmayacak eşsizlikteki prensesisin
demiş
kız gülümsemiş
gözlerini kapamış ve hayatında ilk kez bu kadar huzurlu ve bu
kadar rahat hissederek
kendini uykunun şefkatli kollarına bırakmış'
İYİ Kİ DOĞDUN E. D. NEREDEYSEN...