Zamanda ilk yolculuğun, sana aldığım ilk teleskopu kullandığın zamanla çakışıyor. Dünya düzlemini karışlamayı sürdürdüğün 13. insan yılında. Teleskopu aldığında sevinmedin bile ilgi alanının dışındaydı ama komşu evlerin yatak odalarını gözetleyebileceğinin ergen hayaliyle teşekkür ettin bana. Bize ulaşamamış tüm yıldızların ışıklarını yakalamayı keşfedeceğini biliyordum. Ya da umuyordum diyelim. Ben senin kadar şanslı değildim Arat. Tüm hayallerimi bir çiçek dürbününe ve onun deformasyonuna borçluydum. Oysa sen benim sayemde bütün evrenin uçsuzluğuyla hayal gücünü genişletebildin. Sen benim en büyük uktemdin. Birlikte yıldızlara baktık, gezegenleri gözledik ve hayal kurduk. Ve insanları düşündük o gezegenlerdeki. Hayalimizde uzaylı adı verilen yeşil yaratıklar değil, bizim gibi insanlardı. Bir ülkü kurduk o insanlar için, yaşamaya değer kıldık. Bize henüz ulaşamamış yıldızların ışıklarına bakarken düşlediklerimiz, belki henüz doğmamış insanlardı. Henüz doğmamış insanları düşleyip onlara bir ülkü kurduğumuzda, farkettim ki teleskobun ucunda iki tanrı olmuşuz. Sen ve Ben...
Sonra sana yetmemeye başladı düşlemek, teleskobun ucundan gözlemek. Belki de benim deforme olmuş hayal dünyamdan sıkılmıştın, ya da büyüyordun dünya yaşıyla. Biliyordum, teleskobun ilk taksidini öderken anlamıştım. Terk edilmenin nasıl bir şey olduğunu sen de öğretecektin bana. Zaman yolculuğunu keşfedeceğini, uzak bir yıldızın benim çiçek dürbünüme sığmayan ışığına tutunup, tanrıların ait olduğu yerlere göçeceğini biliyordum. Seni aradığımı gördün biliyorum. Tüm gezegenlerde izini sürdüm o kadar çok baktım ki göklere kör oldum. Yine de her akşam havanın açık olup olmamasına aldırmadan gökyüzüne bakıyorum. Sadece o insanları görüyorum. seninle düşünü kurduklarımız çoktan toprak olmuşlar bunlar onların torunları, 3 nesildir yaşıyorlar, sen de görüyor musun? Açık söyle yoksa düzgün ellerinle insancıkları kaderlerine hafifçe ittiriyor musun? Bu sana son mektubum biliyorsun. Yıllarca yazdığım onca mektup ya senin zamanından önceydi ya da sana yetişemedi. Anlıyorum. Bir mektubu cevapsız bırakamazsın biliyorum. Ben çokça yaşlanmadan, bana ışığı yeten bir yıldızın kuyruğuna atlayıp dünyaya çarp diye bekliyorum. Belki tüm kutsal kitaplarda anlatılan felaketler iki tanrının buluşmasına bağlıdır. Seninle, benim... Bir kez gözlerime bakmıştın ya... sadece aklıma geldi. Bu sana son mektubum ya lafı uzatıyorum. Gezdiğin her yerden benim için bir anı tut. Ben bekliyorum. Bu sana son mektubum biliyorum.
Arat seni seviyorum.