Tüm cümleler kurulmuş, tüm şarkılar söylenmiş tüm güzel çocuklar büyümüştü. Ölenler bile olmuştu. 30 lu yaşlar kaybedişlerin senfonisi gibiydi. Bitişlerin, başlangıçlara endişeyle bakmaya başlamanın, konfor alanının dışına çıkmaktan korkmanın. Soğuk bir havada yünlü bir kazak giymek gibiydi.batıyor, kaşındırıyordu. Derilerimiz pençe pençe kızarıyor yine de sıcak ama ızdıraplı kazağı çıkaramıyorduk. Her yerimiz pişik olduğunda acaba kaç yaşında olacaktık. İlişkilerimiz ve işimizde yaşadığımız sıkışıklık belki de ana karnında yaşadığımıza en yakın olandı. Cenin pozisyonunda emekliliğimizi bekliyorduk. Yumurtalarımız ay be ay azalıyor rahmimizin son kullanma tarihini düşünmemeye çalışıyorduk. Büyüyünce kalplerimiz ölmüyordu da insafsızca küçülüyordu. Sevgimiz iki ayaklı yaratıklardan daha tüylü daha küçücük şeylere yöneliyordu. Kalpleri küçük insanlar, para, nefret bizim de kalbimizi ufaltıp bilyalara çeviriyordu. Biz de daha çok sakınıyorduk küçük hayati organı. Sevgileri yarınlara bırakmıştık bir diğer deyişle, hesaplı, riyakar ve tutarlı. Vapurların deniz üstünde kaydığı gibi zamanda soğuk bir taş gibi kayıyorduk.
Yılın kaç ayı soguk geçiyor uzun kış zamanındayız hepimiz aslında çogumuZ azınlığımız uzun yaz zamanında
YanıtlaSilbiz kışı yaşayanlar yani kuzeyliler bazen imreniyoruz bence kimi güneylileri
hayal kırıklığımız bundan mı dır
Yok sa severek yapmadığımız herşey den midir
Sen kuzeylimisin
Güzel okunabilen bi yazı severek okudum bir çogunu anlamak zor ama
uzun yazlarda düşünemeyecek hale gelen bir kuzeyliyim. severek yapmadığımız her şey sadece bir nedeni olabilir :) Teşekkürler yorum için...
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil