7 Ekim 2012 Pazar
Gülümsedi gezgin...
Gezgin mutluydu. Usundan çıkmış bir şeyler vardı belliki. Hatırlayamadığı şeyleri düşünmedi. Hatıralarını satmıştı, anlaşma böyleydi. Hatıralarına karşılık 'mut' almıştı, mut'lu olmuştu. Mut kökünden mut'lu olmayı seçmişti. Oysa bir seçeneği daha vardı u'mut'lu olmak. O mut'lu olmuştu mut'tan.
Ağlarla sarılmış, fiber kablolara dolanmıştı her yeri. Akıllı telefonlar, akıllı bilgisayarlar, akıllı ajandalar... Herkes akıllıydı burada ki. Aslında herkes yanlış bir kelimeydi. Her şey akıllıydı burada. Her şey o kadar akıllıydı ki herkes düşünmez olmuştu. Ama hepsi mut'luydu.
Belki de sadece hatıralarını vermemiştiler 'mut' satın almak için, ya da mut'tan mut'lu yaratmak için. Düşünmeyeceklerine de söz vermişlerdi. Gezgin ayağa kalkarken uzandığı yerden ince eski usül defteri tekinsizce hışırdadı. Bu anlaşmayı bozmaz mıydı?
Elini göğsüne koyduğunda tanıdık olduğu kadar uzak bir şey hissetti. Avuçlarında işte kalbi vardı. Capcanlı gerçekti. Çarpmakta olan kalbi, avucunun içindeydi. Mut'lu olduğunu hatırlattı kendine ama kendine ait birşey kalmış mıydı artık?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder