12 Nisan 2013 Cuma
Tüme başlamak için güzel bir saatti. Bana 5 kalmış benliğim aynalara bakmış şöyle bir süslenmişti.Zamane dertlerinden öyle arınmış öyle telaşsız kalmıştım ki bu saatte, dünyanın bütün fitne fucur zihinleri telaşla sinirlenmişti.Sanki elimde kocaman bir elma vardı da bu elma, aldığım her ısırık sonrasında tamlanıyordu. Ben bu ruheti harikaya erdiğim vakitte, tam bana bir kala kapı çaldı. Tam zamanındaydı; ne erken ne geç. Kapıyı açarken müslin elbisem hışırdadı gelenle yarışa girmişçesine süslüydüm.
-Hoşgeldin, dedim.
Evi rahatlığında geçip yayıldı salonuma.Geçkince bu kadın tazeliğime inat frapan ve şuhtu.Sanki ben olamayacağını bildiğinden bambaşka olmaya karar vermişti. Oysa ilk karşılaşmamızda onun da üzerinde müslinden bir gecelik ve çıplak bir surat vardı. Yo bu kadar terbiyesizlikte olamazdı, benim özene bezene hazırlandığım buluşmamıza akşamdan kalma gelmek hiç yakışmazdı. En nihayetinde saat ben olmuştum biraz özen göstermesi gerekirdi.İlk çay servisini yapana kadar hiç konuşmadı, kafasını toplaması için biraz zaman verdim. Tüm perişanlığına rağmen hala pek güzeldi. Onun yaşına varabilip o olabilmek isterdim ama olamayacağımın bilinciyle pek de umut etmedim.
-Anlat bakalım İSTANBUL , dedim.
Kenarında öpücükler sakladığı dudakları sadece benim için kıpırdadı ...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder