2 Temmuz 2013 Salı

Bayın e hali

uyanıp yaşlı bir adam olduğunu farkettiği nice sabahtan biriydi.eli gayri ihtiyari hiç bir zaman çok gür olamamış saçlarına gitti.uzun yıllar tamamen dökülmesini heyecanla beklediyse de saçları ne tamamen dökülmüş ne de o hep hayalini kurduğu enteresan insan olmasına uygun şekilde olmuştu. ölemeyişini düşündü her sabah yaptığı gibi. ilk uyandığında hep ölemeyişi gelirdi aklına. herkesin pek de güzel öldüğünü düşünürdü. neyse ki kendi vardı ve kendine yetmeyi uzun zaman önce öğrenmiş hayatın tüm gamı ve kasavetinden sıyrılmıştı.o kadar mutluydu ki ömrü, hiç birşey onu mutsuz edemiyordu. türlü şeyler oluyor, türlü haller geliyordu, içinde yaşadığı dünyanın, aralarında bulunduğu insancıkların başına, ancak o bir türlü yıkılmıyor, bir türlü neşesini kaybedemiyordu. etrafındaki herkes öldü böylece ama bay e mutluydu. sadece, yaşlanmayı beklemiyordu. bu onu ilk başlarda şaşırtıyor ama rahatsız etmiyordu. ancak insan standartlarını aşmaya başlayan ömrü onu her gün daha da korkutuyordu. yaşlandığını düşündü. artık iyi görünmediğinden eski ego yükseltme numaralarıyla kendini kandıramıyordu. aynada hala bugün iyi görünüyorsun yazsa da karşısındaki siluet buruş buruş ve garip bir şekilde kararmıştı. yataktan kalkmak için bir bahane bulamasa da ölemeyişi onu bir şeyler yapmaya zorlayarak yataktan kaldırdı. karısı tatlı bir kadındı. eş olarak en yakın arkadaşının kardeşini seçmiş, karısı yaşadığı müddetçe çok tatlı bir hayat sürmüşlerdi. kadın o kadar tatlıydı ki meslek olarak tatlıcılığı seçmiş hayatını fazla şeker ve yağla vıcık vıcık süslemişti. hoşuna gitmişti bu onun. şekere bir meyli vardı. karısını da bunca şeker oluşu yüzünden seçmişti zaten. mefta eşine, az şekerli sevip katlanabilmek mümkün değildi. bol şekerli eşin ne şükür ki hiç çocuğu olmadı. ama bay e istemediğini sandığı çocukları olmayınca bir nebze içerlemişti. ama eşi çok şeker olduğundan mevzu olmadı bu. ne şeker dedi sonra. yaşlanmıştı, ama bay e kadar değil. şeker komasından ölmüştü, 62 den tavşan yaşında. bay e pek üzülse de ölümü bile şekerliydi eşinin.60 senedir yalnız olduğunu düşündü bay e. insan ömrünü geçmiş şeker eşinin yaşı kadar daha yaşamıştı neredeyse. kimse kalmamıştı. o kadar kimse kalmamıştı ki konuşmak isteyen onunla, her gün sadece hayatının 1 gününü düşünmeye tekrar gözünde canlandırmaya çalışmaya başladı. 123 yaşındaki bir adamla kimse konuşmak istemiyordu. yaşlanmıştı işte. yine sevdiği zamanlardan birine gitmeye karar verdi bay e; şeker eşiyle ilk tanıştığı günlere. derken hatırladı, ilk kez bir partide tanışmışlardı. gözlerini kapadı sahne işte oradaydı. partide şeker eşi köpük gibi beyaz bir tül etekle dans ediyordu. birden gözlerini açtı. bir yanlışlık olmalıydı şeker eşi o kadar şekerken bile hiç tül etek giymemiş ve onlar bir partide rastlantı eseri tanışmamıştı .ama hatırası o kadar güçlüydü ki bu yaşadığı bir anı olmalıydı. belki de bundan 80 sene önce 6 saniyeliğine hatırlaması gereken bir anı. çok da kurcalamadı. soğuk bir kış günü galata kulesinin dibinde biten bir geceydi bu. 'güzel bir kadınla' soğuk bir gecede yaşanan yarım bir şey. bir an merak etti acaba o kadına ne olmuştu. sonra 'ölmüştür herhalde'  dedi. saat 10.00 sularını göstermişti bile, düşünceleri yavaşladı. ölemediği bir günün daha sonuna gelmişti. gözlerini ölemeyeceği bir çok gün için kapadı. ölmek için bir nebze gerçek olmak gerektiğini hiç bilemeyecekti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder