13 Haziran 2014 Cuma

KAPOW! ZAP! BAM! WHAMM!


     Buna başlangıçları yazmakta çok iyi değilimdir diyerek başlamıştım. Hakikaten de iyi değilim...Ama bu senin maceran o yüzden seversen okursun...


Bölüm 1

Barda...
     Tüm kahramanlar yorulmuşlardı savaşmaktan, savaşıp kaybetmekten. Kahramanlık zor bir meslekti ve kimse seçerek kahraman olmuyordu. Bir kere kahraman olarak seçildiysen iş kıyafeti olan taytı veriyordular cüssene bakmaksızın. Allah'tan aksesuar olarak pelerin vardı da dünyayı kurtarırken kaideyi çizdirmiyorlardı. Bütün günlerini Kapow! Zap! Bum! ve Whamm! diyerek oradan oraya uçarak geçiren kahramanlar genelde mesai saatleri bitiminde toplanıp bir şeyler içerlerdi. Kahramanları ağırlayan ve günün stresini atmalarını sağlayan mekanın tabi ki de kahraman çalışanları vardı. Sadece onlar, gerekli sabra sahip değildi. Güçlüydüler evet, taytlıydılar, ama ya çabuk sinirleniyor, ya da çok üşeniyorlardı normal insanların dünyasını kurtarmaktan. Bar zaten türlü yetisi olan süper kahramanların barı olduğundan ulaşması baya meşakkatliydi. Dağları tepeleri geçerek, 7 çölü aşıp çok susayarak varılırdı. Barın sahibi ise Jelibon adamdı. İsminin aksine bu dünyanın en huysuz insanıydı belki. Saygısızlığa tahammülü yoktu. Türlü kötülerle savaşmaktan bu yüzden vazgeçmişti. Negatif karakterlerin adab-ı muaşerete ve görgü kurallarına saygısı yoktu. Sinirlenip bu barı açtığından beri onu sinirlendiren yegane şey sarhoş kahramanların fazlaca yüksek sesle konuşup kulak tırmalamasıydı. Hiç kimseyle fazla muhabbet etmez işini yapar sorun çıkaranları hafif pataklar, oyunlarda herkesi yenip, mekanı boşalttıktan sonra hayatında ne yapmak istediğini düşünmemek için 1 paket jelibon yerken süt içerek uyurdu. Günleri çok tek düze geçmese de genelde böyle geçip gitmekteydi. Her şeyin sıradan olduğu günlerden birinde yine mesaisini dolduran kahramanlar teker teker gelip canını sıkmaya başlamıştı. Supermen yine erkenden sarhoş olmuş ona buna yazmaya başlamış, Batman fazlaca para muhabbeti yapıp hesap alman olur demişti. Jelibon adam bunları görünce, kahramanlık müessesine iyice uyuz olmuştu. Kendine hemen bardan sıcak çikolata ısmarladı. Mekan onundu ne içtiğine kimse karışamazdı. İşte tam o sırada hava durumuna hazırlıksız, bir sıradan insan bu varlığından haberdar olmadığı bara girdi. Oldukça sıradan göründüğü için nasıl buraya geldiği herkesin kafasını kurcalamıştı. Ama sıradan kadın etrafında yarattığı soru işaretlerinin farkında olmadan bara geçip Jelibon adamın yanına oturuverdi. 
-Canım çok sıkıldı bu akşam beni eğlendirmek senin görevin dedi üzerindeki paltoyu çıkarırken.
Çok fazla konuşup aslında ilgisini çekmeyen şeylerden bahseden bu kadınla nedense konuşmaya başladı Jelibon adam. Kadın sürekli surette sıkıldığından deliydi belki de.
-Arkadaşların yok mu senin dedi Jelibon adam.
-Var baya ama onlardan da sıkıldım dedi kadın sonra genel geçer şeylerden bahsetmeye başladı. philedelphia deneyinden, ışınlanmaktan, ölümden en son sevgilisinden...Kadın sanki anlatmak için oluşmuştu. Kadının gitmeye karar verdiği zaman Jelibon adam bu hakkında bir sürü şey bildiği kadının adını unutmuştu bile.
        Günler geçip gidiyor sıradan kadınla sürekli karşılaşıyordu. Kadın her seferinde yoktan gelip, yoka gidiyordu. Burayı nasıl bulduğunu sormak aklına geldiyse bile bu sorunun eğlenceli olmadığını, cevabının ise pek uzun olacağını düşündüğünden sormaktan vazgeçiyordu. Bildiği tek şey hayatında gördüğü en çabuk sıkılan insanın bu kadın olduğuydu. Sonra kendini düşündü. Hayatında bir değişikliğe ihtiyacı olduğunu biliyordu. Barı satıp gitmeliydi belki de buralardan. Kapow! Zap! ve Bum! du belkide ihtiyacı bilmiyordu. Doğuda yeni kötülerin türediği haberini aldığında artık iş başı yapması gerektiğine karar verdi. Şehirden ayrılmadan barı kapatmadan önceki son akşam sevdiği ve sevmediği tüm insanları bir araya toplayıp kocaman bir veda partisi verdi. Herkes oradaydı işte tüm arkadaşları, yeni kararını destekleyen anlayan bir çok süper insan. Sadece davet edilmediği halde çıkıp gelen kadın bu karardan da sıkılmışa benziyordu. Jelibon adamın yanına yaklaştı.
-Bence gitmemelisin dedi.
-Kararımı verdim herşey hazır gidiyorum. Hem sana fikrini kimse sormadı.
-Gidersen sıkıntıdan patlamaktan korkuyorum, dedi kadın.
         Bunu öyle bir şekilde söylemişti ki bu bir mecaz olamayacak kadar gerçekti.
-Nasıl yani? Tuhafsın biliyorsun değil mi?
-Bana tuhaf denmesinden nefret ederim.
        Kadın bundan sonra konuşmadı her zamanki gibi yoka doğru ayrıldı bardan.


Bölüm 2

            Savaş alanı her zamanki gibi kan ter ve hayal kırıklığı kokuyordu. Dövdüğü, öldürdüğü, yendiği düşmanları sanki hiç bitmiyor ve hiç yetmiyordu. Bilmiyordu ki bu hayatın bir amacı var mıydı? Ya da ne gelirdi sonrasında tüm savaşların. Ne emekliliği vardı süper kahramanlığın, ne sağlık sigortası, halk hayrına yaptığı işler onu istediğini sandığı hayatı yaşamaktan alımı koyuyordu? Her şey istediği gibi olsa belki ne istediğini bilebileceğine karar verdi öldürücü darbeyi vururken. Bu akşamlık savaş bitti, yine kazandı. Oyalanıp biraz süper arkadaşlarıyla kahramanlıklarını kutladılar. Odasına geldiğinde bir paket ekşi şekerli jelibon ve süt yine onu bekliyordu. İlgisini sürekli surette uyanık tutan sadece bu ikili vardı. Genelde düşünmeyi sevmez ama sürekli düşünürdü. Kafasının fazla çalıştığını ve onu yorduğunu biliyordu. Bu yüzden sütüyle birlikte düşüncelerini sakinleştirecek süper ilacını içti. Artık her şey sanki daha sakindi. Düşünceleri biraz yavaşladığında sıkıldığı gerçeğiyle yüzleşti. O kadın kadar sıkıldı. Hem ne oldu o kadına gerçekten sıkıntıdan patladı mı acaba? Bunları düşünürken uyuyakaldı.
             Kadın tabi ki o sırada sıkılıyordu. Bar kapandığından beri evinden çıkmak, bir şeyler yapmak için gerekli motivasyonu bulamıyordu. Kahramanlıkları yazdığından, olan biten her şeyden haberi vardı. Jelibon adamı 1 . sayfadan haber bile yapmıştı. Ama bu savaşlar onun ilgisini çekmiyordu. Sıkılmaktan bile sıkılır oldu. Hayatı boyunca olan biteni yazmak istemedi. Ama nasılsa iş tanımı tam anlamıyla buydu. Var olmayan şeylerle ilgilendiğinden insanlar ona tuhaf, farklı gibi sıfatlar buldular. O da bütün bu garip etiketten sıkıldı. O akşam oturup yazdığı tüm yazıları etrafında toplayıp kendince bir yolculuk yaptı. Baktı ki hepsi sadece yan yana gelmiş güzel sözcüklerin ürünü, gördü ki kelimelerinde parıltı yok. Açtığı pencereden hepsini atarken sıkıntısı daha bile arttı. Artık biliyordu. Hiç bir zaman yazmaya yeteneği olmayacaktı. Uzun zamandır bastırdığı sıkıntı büyürken artık bunu sona erdirme vaktinin geldiğini düşündü. Uykusuz geçirdiği o son gecenin ardından şehrin en büyük savaş alanına en büyük meydanına gitti. Bu sefer haber yazmak yoktu hedefinde, haber olacaktı. Jelibon adam iyi takımın yanındaki yerindeydi. Karşısında kadını görünce şaşırdı. Yüzüne memnun bir ifade gelse de kadın yanlış yerde duruyordu. Kadın kötü müydü?
-Sıkıntıdan patlayacağımı söylerken ciddiydim dedi kadın. 
               Bu son sözleri oldu. Kadın, tüm iyi-kötü kahramanların hayatları boyunca görmedikleri kadar görkemli bir şov yarattı. Küçük mevcudiyeti sıkıntıdan patlayıp milyonlarca parçaya ayrılarak tüm şehre dağıldığında, nefes alan herşey istediği şeyleri bilme ve bunlara ulaşma yetisine sahip oldu. Çoğuna ilham verdi kadının parçaları. Artık Jelibon adam ne istediğini biliyordu ve düşünmeden sorgulamadan peşinden gitmeye hazırdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder