6 Ekim 2015 Salı

Good morning, and in case I don't see ya, good afternoon, good evening, and good night!

Ağzından kurbagalar çıkan bir kız ne isterdi? Midem mi bulanıyordu, ayaklarım mı üşümüştü, bu salıncakta bir ileri bir geri ... Mutsuzluk muydu elimi tutan yoksa hüzün mü? Hiç çarpıntımda olmamıştı kalbim 10 dakikalığına durmamıştı da. Bir zombi dünyasına uyanıp hayatta da kalmamıştım. Tek düze tıngır mıngırdı hayat. Kimse almak istediğinden çoğunu haketmezdi bense hakkım olmayana elimi uzatmazdım. İnsanların ara vermeden soluk almadan evlendikleri bir haftasonuydu ben battaniyenin altına gömülmüş büyüyemediğimi düşünüyordum. Herşeyi konuşmuş muydum? Değiştiremediğim şeyleri konuşmaktan sıkılmış mıydım? Hem ağzından kurbağalar çıkan bir kız tabi ki düşünmeliydi hem de bolca. Uzaylılar dünyayı istila etmemiş ama marsta su bulunmuştu. Ülkem iç savaşa girmiş, insanlık onuru bir akrebin arkasına bağlanmış yerlerde sürükleniyordu. Ben sınır dışında vurulmuştum kendi toprağıma iadem yapılamamıştı. Bende oyalamıştım kendimi... Sudan sıkıntılar, sorunlar oluşturmuştum. Basit sorunlara ihtiyacım vardı. Prens harry ile Buckinghamda mı evlenirdik yoksa yayla da evlenmemizi onaylar mıydı kraliyet ailesi. Bunları düşünmek hem daha keyifliydi hem daha komik. Biraz gülmeye ihtiyacım vardı çünkü yün stoğum bitmişti. Örgü örememek haber izlemek gazete okumak vicdanımı sızlatıyor canımı yakıyordu. Güzel şarkılar dinlesem miydi? Yeni şeyler okusam mıydı? Şeker portakalı? Omurgamın esnemeye, benim dinlenmeye,başka bir gerçeklikte başka endişelere ihtiyacım vardı. Olmadı. Olamadı.iyi akşamlar kötü insanlarla dolu, kan yüklü topraklar. İyi akşamlar mutsuz dünya. İyi akşamlar sevdiğim şeyler. İyi akşamlar nefret ettiğim bir milyon şey. İyi akşamlar gelecekteki ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder