17 Ocak 2016 Pazar

Bıraktım, dağınık kaldı

          Yağmur yağıyor. Hava ağır... Önümde kocaman bir fincan çay, karşımdaki masada bir çift yaptıkları yürüyüşü tatlıyla ödüllendiriyor. Arkamdaki gayri müslim bir grup nişantaşlı yeni ayaklandı ve mekandan ayrıldı. Hava soğuk, çay sıcak... Anlamını yitiren kaybolan insanlar gibi gri bir tadı var havanın. Çocukluğumun soğuk pazarları gibi, banyo sonrası ufak ufak üşümek gibi... Aldığın hazları 0 ile çarp, mutluluğu iki musluktan bu havuza doldur sonra 3 muslukla boşalt. Unla şekeri çırp sadece ve ver fırına... İşte böyle bir gün. Ne içinde yüzülebilecek bir havuz var, ne de yenecek iyi kabarmış bir kek sonuçta. Her şey hem tam olması gibi hem de hiç birşey yerinde değil. Düzenli bir insan olsam bir yerinden başlar ve toplardım hayatı ama bırakıyorum dağınık kalsın. Bırakıyorum dağınıklığın içinde yok olsun bazı isteklerim. Ben görmezden geldikçe kaybolurlar belki. Annem arar da bulamaz. Bir annenin dahi bulamadığı şey tamamen kaybolmuş sayılmaz mı hem?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder