6 Temmuz 2016 Çarşamba

Yalnızca ben, yüzlerce sen.

     



               Anonslar yapılmıştı. Ben hiç birini dinlememiştim. Kulaklarımın tamamını müzikle doldurmuştum. Hem zaten biliyordum işte can yelekleri koltuğumun altındaydı, basınç değişirse oksijen maskesini kendime takacaktım zaten çocuğum da yoktu. Çıkışlar önde yanlarda ve arkada olmak üzere altı adetti yerdeki ışıklardan takip edebilirdim. Çarpma halinde öne eğilmeli kravatımı gevşetip sivri topuklu ayakkabılarımı çıkarmalıydım. Yalnızca ben vardım bu uçakta. Bu kocaman uçakta yalnızca ben yüzlerce senle yolculuk ediyor, sesini bastırmak için tüm uyarıları susturuyor, kalkış için yerimi alıyordum. Yüzlerce sen , hayatımda klostrofobimi azdırıyor beni kendi içime hapsediyordun.  Kendimle savaşıp senin tarafını tutuyordum. Kalabalığını destekleyip yalnızlığımla uyuyordum. Günlerden bir gündü. Uçak havalanmıştı. Servisler başlamadan hemen önce ben  bunu düşünmüştüm. Etraftaki çocuklar ağız birliği etmişçesine kanon bir şekilde ağlıyor, beynim kulaklarımdan akacak sanıyordum. Yolculuk bitmiyor beynimin içinde isyanlar çıkıyor, kelimeleri heceler deviriyordu. Ben yine seni tutuyordum. Hükmünü sür çoğunluğum ol istiyordum. Yalnızca ben vardım ne de olsa ... Yüzlerce sendin ya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder