6 Haziran 2013 Perşembe

girly, girl stuff 28.01.2013

kız muhabbetlerinden artık bıkmış olabilirdi. hepsi aynıydı; aşksızlık üzerine, evlenmek, çocuk yapmak üzerine...
güzel olan her şey anlardaydı oysa ki. an olan her şey gerçek kalan her şey planlıydı. planlı olan her şeyin içinde pazar payı vardı. pazarlık değil 'pazar'. pazarda mezat vardı. en fazla değil en düşüğü öneren kazanırdı.
en düşüğü önermek bir ustalıktı. alıcıyı doğru tartmaya dayanırdı. ben hiçbir zaman adamın cebindekini bilemedim. pazar kalabalığını itiş kakışı sevmediğimden yalnız kalmıştım. konuşulan her şeyden uzak kalmıştım. imitasyon jestler kazanmaya çalıştıysam da olmadı. yani şempanze değildim taklitlerim sürekli olamıyordu.
dünyanın en güzel anını sürüklemezdim. zaten anlık bir hevesle dünyanın en güzel anı sürüklenmemeliydi. artık biliyorum. olduğumca, mükemmel kalmalıydı. zaten süregelen her şey bozulmaya mahkum değil miydi? tasarımda bile ölüme mahkumdu. bir daha kimseyi ilk kez öpmeyecek, ilk kez uyumayacak, ilk kez gece 4 e kadar dans etmeyecek, bir yabancının ayakkabılarını giymeyecektim. her şey tek seferlik, tek anlık...
dünya da öyle...
aslında sadece ama sadece bir kez uyuyup, sadece bir kez uyanıyoruz. uykularımız tek düşlük, ideallerimiz tek, tutkularımız, şehvetimiz zerreciklerden ibaret...
hayatın tek düzeliğine girmeyen tek olan her şeyi selamlıyorum. tek seferde hayat... seni alabildiğine sevip, alabildiğine nefret ediyorum. ben varolduğumca var ol hayat. babannemin de söylediği gibi ' benden sonrası tufan'...
alabildiğince aşık, sevgili, yalnız, mutsuz, mut, mutlu, alabildiğince her şeyim bu an.
anı anlayarak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder