13 Aralık 2013 Cuma

minör depresyonlar

  -  Yeni hissizlikler;

    Bir anın hayatındaki , tüm hayatındaki, en güzel an olduğunu bilseydin ne yapardın? Bitince bitmesine izin verir miydin?
    Ellerinin arasından kayıp soluklaşmasına? Daha azı için bir dönem sahip olduğunu bırakır mıydın? Ne kadar hiçliğe cesaret edebilirdin güzel bir anı için? Önünde ne kadar süren olduğunu bilemediğin bu dünyada bırakabilir miydin yüzde yüzlerini? Kim için, ne için vazgeçerdin? Kendin için mi?
    Kendi huzurlu ve tam halin için mi? Yarımsak ve kırık kalmanın neresi bu kadar kötü? Mazoşistlik mi bu sürekli o anları parlak tutma isteği? Dünyanın en aşık insanı olarak kalmak istediği için birini mazoşistlikle suçlayabilir misin? Kime ne? Kimin umurunda tabiatımla yapamadığım barış anlaşması. Masaya oturup anlaşamadığımız, tartışıp üzerine sayfayı kapatamadığımız tüm anlarımız kimin umurunda? Fotoğraflamak an be an, beynime , küçük kafama kazınmak belkide  her şeyi. Unutmak istemiyorum, ama unutacağım. Sonsuza kadar aklımdan çıkmasın, sürekli hatırlayıp anda kaybolayım. Ne olur sanki? Retorik sorular deryasında mıyım?
   -   Evet, en iyilerini öldürdün ama kalp masajına hayat öpücüğüne devam ediyorsun. Tekrar nefes alsın istiyorsun. Kalbine saplanan arabayı çıkarmaya çalışıyorsun. Araba tamircileri ve doktorların yadımıyla... Böyle inanılmaz kazalar sadece romanlarda olur diyorsun. Ama oradasın işte. Aşık papağan barında. Cuba Libreleri içiyorsun, bir türlü aşk sarhoşu olamıyorsun. Tam kendini kaybedecekken bir ünite kan veriliyor. Tam bırakacakken, arabanın kaputunu senin kaput bedeninden söküveriyorlar, yeri boşluk kalıyor...
     Doktorlar yaraların öpünce geçer diyor, uf olmuşsun sen küçük diyorlar. Sen ölmek istiyorsun. Büyüyeceksin, büyüyünce sen izleri kaybetmek için seni tekrar ameliyat edeceğiz, estetik dikişler atacağız diyorlar yaralarına. Öpmüyorsun, iyileştirmiyorsun. Kanasın istiyorsun sonsuza kadar. Kan kaybından korkunç bir yara iziyle ölecekken tam, bir ünite kan daha. Araba tamircileri ve doktorlar ısrarla onarmaya çalışıyorlar seni yakışıklı ol istiyorlar, pürüzsüz ol...Çirkinliğe kimsenin tahammülü yok gibi...
    Cılk yaralara, irin kaplı bir vücuda, çatlamış, kararmış bir tene kimsenin tahammülü yok. Kaçıyorsun Aşık Papağan Barı'na...

               Nazlı Eray'a Saygıyla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder