11 Şubat 2014 Salı
Bir zamanlardı rus edebiyatı-bölüm2
...
Miliyec önce eve gitmeyi ve sonsuza kadar hiç bir şey yapmamayı denemeye karar kıldı. Ev dediği yer Madam Egnese denilen Fransız kadının işlettiği pastanenin üst katında kuzey yönünde küflü bir odaydı. Ne yapıp ne ettiyse odayı küften kurtaramamıştı.Çok çabalamış sayılmazdı ama Miliyec için bu bile fazlaydı. Miliyec oda kirası vermezdi, bunun yerine her gün 3 saat garsonluk yapardı. Eve gitmeyi düşündü, bunu yaptı da. Eve geldi, sabahtan bozuk şiltesine gömüldü. Gözleri tavanı arşınlarken sanki küfler büyüdü, büyüdü. Akıtan musluk beyninin içinde çarpıyordu sanki kararmış mermere. Küfleri gözünün önünden atmak için kapadı gözlerini sımsıkı ama sanki hayalgücüde küflenmişti artık. Gözünü kapadığı anda binlerce milyonlarca küf karanlığı deliyor hınzır hınzır gözlerinin önüne yerleşiyordu. Yattığı yerden savunurken odasını küflere karşı, tam kazanacakken savaşı damlayan su sesi bozuyordu tüm dirayetini.
Birden doğruldu genç adam, o denemeden yaşayacak biri değildi. O küflü odayla, akıtan musluğa hiç bir müdahale yapmadan öylece çürüyüp gidemezdi.Belki küfü yayıp odayı kaybedecekti ya da su borularını isyan ettirip susuz kalacaktı ama bu korkunçluğa bir dur demeliydi.Tüm bu düşüncelerin verdiği gurur tüm yüzünü aydınlatırken çalmaktan usanmış zilin farkına vardı. Önce bu küflü ve musluğu damlatan oda için çalışmalıydı. Odanın kapısının arkasında yabancı yabancı duran, parlak, beyaz ve lekesiz üniformayı üzerine geçiriverdi. Kararmış aynaya bakarken hiç memnun değildi artık. İkişer üçer inerken basamakları karşı odada kalan Bayan Tertipliyi gördü. Oda kapısından ve zaman zaman yarı açık kalan kapıdan görebildiği kadarıyla bu adın hakkını vermekteydi.
'Merhaba Bayan T. Nasılsınız?'
Korkak bir kız kurusu olan Bayan T abartılı bir şekilde duvara yapışarak Miliyec'in geçmesine izin verdikten sonra;
'Te- te-şekkürler Bay Mihnalnikova' dedi. Yerden Miliyec kaybolana kadar gözlerini ayıramadı. Miliyec çabucak son basamakları indi. Madam Egnese Miliyec'i gözleriyle cezalandırmaya başlamıştı bile. Genelde iyi huylu olan bu tombul, yaşı geçkin Fransız kadının pek kızdırılmaya gelmediğini biliyordu.
'Nerede kaldın sen? Yoksa artık başka bir yerde mi yaşamaya niyetlisin?Bak Miliyec bu bir daha tekrarlanırsa isterse dışarıda don olsun kapının önüne koyarım seni. Böyle ucuz oda bulabilir misin zannediyorsun? Üstünü başını da bir kez olsun düzelt be çocuk...'
Tombul parmaklarıyla beceriksizce gömleğin yakasını düzeltmeye davrandı, Madam Egnese. Ama elledikçe daha da dağıldığını farkedince memnuniyetsiz bir ifadeyle duraladı.
'Üff Hadi hadi kendine çeki-düzen ver çabuk bugün çok kalabalık.Şükürler olsun' dedi istavroz çıkarıp tavanda birini arar gibi bakınarak.
'Peki, Peki Madam, siz hiç tasalanmayın en iyi kiracınız burada' deyip hınzır bir gülümseme oluşturduğu Madam'ın tombul yanaklarından birine bir öpücük kondurdu. İçeriye girdiği anda bir uğultu etrafını sarıverdi. Bunlar mutlu insanlar diye düşündü, içinde küçük bir şüphe duymaksızın. Hemen servise başladı. Beş masaya servis yapması gerekiyordu. Bir de dolacak gibi görünmeyen iki kişilik masa vardı. İnsanlar bu kapı arkası masayı pek beğenmez, onlarda bugün ki gibi çok dolu olmadıkça o masayı bekleme masası olarak tutarlardı. Gözden uzak bu masa pastanenin bu şaşalı ve gerçekten mutlu konuklarına pek bir ikinci sınıf gelirdi. Bu yüzden garip bir şekilde severdi Miliyec bu yabancı uyruklu masayı. Kapının yanında her açılışta çıkırdayan rüzgar gülü neşeyle çıkırdadı yine. Ancak içeriye girenlerin yüzde ellisi için aynı şey söylenemezdi. Girenleri karşılamak için dönen Miliyec iki tanıdık sima gördü. Bayan Laklak olarak bahsedilen soylu Karin ve neden yaşadığına anlam veremediği Yulya. O kadar değersiz buluyordu ki ikisinin yaşamını...İçinde ölmeye değer hiç bir şey olmayan lüzumsuz bir yaşamcıktı onlarınkisi.
Yulya, Karin'in pastanenin sahibi edasıyla Madama yer soruşunu, beğenmez gözlerle gözlerle masaya bakışını izledi. Yüzü asık olarak döndüğünde başı ile kapı arkasını gösterdi. Yulya itiraz etmeden, başını dahi kaldırmadan hemen ilişiverdi. Karin huzursuzca kıpırdanıyor etrafta ayaklanacak müşterileri kolluyordu. Ama bu çabası uzun sürmedi. Her zaman ki gibi bir duyguyu yeni gelen bir başkası kovaladı ve heyecanla bir şeyler anlatmaya koyuldu.Yulya başka bir garsonun gelmesini diledi. Aynı hisler içinde olan Miliyec bu talihsiz karşılaşma olayını alabildiğince geciktirmek niyetindeydi. İki masanın biten suyu, toplanan tabakları derken Madam'ın bakışlarını ensesinde hissedip kaçınılmaza doğru yöneldi.
'Merhaba hanımlar, bugün benim masamdasınız menüden seçiminizi yaptınız mı, yoksa biraz daha mı zamana ihtiyacınız var?'
Karin yine bir sürü artı ve eksiyle dolu siparişini veredururken, Yulya çatık kaşlarla Miliyec'i süzmekteydi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder