Hikayelerimin hepsi yağmurla yıkandı. Mürekkebin böylesi dağılabileceği kimin aklına gelirdi. Damlaların esaretindeki tüm süslü mecazlar anlamını yitirmekteydi. Ölüme terk ettim ben de onları. Hep dirildiler. Dirildiler ve değiştiler. Deli ve yalnız bir insanın kelimelerine dönüştüler. Gittikçe, öldükçe mecazları, vecizleri yalınlaşıyor, yalnızlaşıyordu. Çok gülüyor, çok konuşuyorlardı. Sussunlar diyordum, yağmurda dağılıyorlardı. Kimdiler? Eskiden isimleri var mıydı? Sever miydim onları? Böylesini sevemezdim, sevmemeliydim ki. Ben... Ben kimdi? Umutsuz değildi ben, yüksek dozda umutla dolaşıyordum, damarlarımda, yağmurun altında.Tüm mecazlar, vecizler yine yıkandı, değişti, dönüştü, öldü, dirildi. Yine...Zayıf ve solgundular, ellerinde ayaklarında çivi yaraları, kaburgasının altında kaderin hançerinin saplandığı haliyle buluştum. Yağmur yağdı. Tam konuşmaya başlayacaktık öldü. En sonunda hep kötüler kazanırdı, yine dirildi. Kimseyi, beni bile inandıramıyorlardı. Yağmur tekrar başladı. Susun dedim susadılar. Hemen bir Blush sipariş ettim. Belki daha sert bir şeylere ihtiyacı vardı. Tadına bile bakmadı. Ben denedim. Koca bir kadehi kafama diktim. Çok gürültü mü vardı, duyamıyordum. Duyamayınca dokunsun istedim. Ama yağmur yağıyordu yine ölüyorlardı. Tüm bu isteğimle yalnız kaldım. Katili bendim, binlerce kez ben yağmur yağdırmıştım. Milyonlarca kez istemiştim. En olmadık yerlerde çağırmıştım. Dirilip gelmişti. Bana yalanlar mı söylüyordu?
Bir kadeh daha içtim. Öp beni dedim. Aptal, aptal durma ve öp beni. Dudakları dudaklarımı tarifsizce buldu. Dili, dilimle tatlı bir valse tutuşmuştu. Delirdim. Yağmur yağdırdım. Bulanıklaştı ve yok oldu. Ölü kalsın dedim. Lanet olsun dedim.
Numarayı nereden bulmuştum? Hatırlamıyordum. Sanki fazla mı içmiştim? Neydi içtiğim; önceleri bir kadeh blush vardı sonra yoktu kadehler değişmiş küçülmüştü. İçerik acımıştı ama etkili olmuştu. Aradım, telefon iki kere çaldı, hemen açmıştı. Ne kadar?,dedi. Elinde ne kadar var dedim. Paran var mı?, dedi.Yaptığım en pahalı telefon görüşmesiydi. hayatımın 1 ayını harcamıştım.Gecenin şeytanlı, cinli bir saatinde buluştuk. Arabadan inmiyordu, çünkü yağmur yağıyordu. Ben çıplaktım, parayı verdim. Karşılığını aldım. Yağmurun altında yürümeye başladım. Tanrı yağmurdaydı ve elimde sımsıkı tutuyordum. Son kez dirilsin istedim. Yağmur durdu. Issız sessiz sokakta karşı karşıyaydık. Elimde sımsıkı tuttuğum küçük paketi gösterdim. Korktu, öp beni budala dedim. Bir adım geri attı. Yağmur yağmadan öp beni dedim. Gitmek için arkasını döndü. Tüm paketi içtim. Yağmur başladı.
Gözümü hastanede açtığımda aslında yaşamıyordum. Damarlarım saf umut dolmuş, kalbim buna dayanamayarak patlamıştı.İçimi açacak tıp talebelerine hayran hayran bakıyordum. Artık hiç yağmur yağdırmıyordum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder