14 Mart 2016 Pazartesi

Yaşıyoruz hepsi bu

           Hafızamda soğuk... 2 sene olmuş içimde hala soğuk. Barış kalbimden uçup gitmiş. 12 martta 2 sene önce büyük bir grup insanla birdim, acım birdi, öfkem birdi. Biz bir cenazede yürümüştük ve cenazeler o sıralar mezarlıklara aitti. Mezarlıklar ilk kez o zaman sokaklara taşmıştı benim gözümde. Sonra birer ikişer değil 10lar 100 ler olmaya başladı sokaklar. Sokaklar yeni mezarlardı. Ölüm yavaş yavaş sıradan hayatıma giriyor benimle sabah evden çıkıyor, metroya biniyor işe varıp sonra gerisin geriye tekrarlıyordu. Birlikte seyehat eder olmuştuk, sokaklarda ölmeye alışır olmuştuk. Her şeye alışıyor ya insan ölebileceğimiz fikrine de alışmıştık. Öyle ya insanlar ölüyordu, çocuklar, gençler, yaşlılar, memurlar, işsizler, öğrenciler, askerler, polisler, doğmamış bebekler, esmerler, beyazlar, lazlar, kürtler, aleviler, sünniler, ermeniler, rumlar... Hepimiz ölüyorduk ve artık bu hayatımızın parçasıydı. İlk defa eksik yaptığım şeyleri düşündüm. Metroya binerken aklımda yaptıklarım değil yapmayı ertelediklerim vardı. Sonra son düşüncelerimin keşkeler olacağını düşünüp yıkıldım. Tüm hayatında keşke dememiş bir insanın son dakikada keşke demesi ne acı.  Acaba  bomba patladığında ya da bir kurşunla vurulduğunda insan ne düşünürdü. Umudu olur muydu? Yapacak işlerinin pişmanlığı gelir miydi aklına? Yoksa anne miydi son fikri? Korunaklı ve sıcak  ana rahmiydi ya , doğmamış  bebekler vardı ama? Bu  kimin kararıyla yapılmış bir kürtajdı?  Ne annenin ne babanın... Hafızamda soğuk cebimde yeni korkular , metroda kısa takipler, annem dikkatli ol dedi çünkü sanki dikkatim birşeyleri önleyebilir gibi. Dünyanın tüm dikkatini kesilsem kimliksiz bir infilaktan nasıl kaçabilirim bir fikri olan var mı? Peki sürekli yaşamayı düşünmem ... Sanki  ölenlere hakaret gibi...konuşurken komik birşey gelse aklıma gülsem bedenim beynimi ayıplar gibi... Yaşasam  mı?  Güvercin gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder