İlkokulda benden 4 yaş büyük erkek çocuklarına sataşıp onları hırpalardım. Onlarda bana cadı derlerdi. 'Nazlı'nın kardeşi tam bir cadı'. Bana cadı demeye devam ederlerdi daha çok sinirlenirdim. Küçücük boyumla kafa tutardım hepsine beni küçük gördüklerinden bir ikisini haklamışlığım bile olmuştu hani. Onlardan bir şekilde dövüşerek intikamımı almıştım. Bu biçim hiç değişmedi belki de. Sadece ben dövmedim kimseyi. Bilinç altıma ekilmiş bir zarar görmemeliyim düşüncesi... Belki de lanetlenmişimdir. Dövdüğüm çocuklardan biri lanetlemiştir beni. Ama ben lanetlerimi biliyorum. Sadece 1 adet de değiller. Özellikle o sonuncusunu...
Biliyorum lanetlendim ben. Biliyorum adım gibi eminim. Kim tarafından lanetlendim biliyorum. Peşimi bırakmayan hayaleti tanıyorum. Aksine birbirimizi öldürmedik biz hayaletle, kavga bile etmedik adam akıllı. neticede başlangıç noktasına dönmüş ama 2000 tl almadan geçmiştim ben. Hapisten kurtulma kartım vardı 2 adet elimde sıkı sıkı tuttuğum. Ama hayalet duvarlardan geçerdi. Söylediğim yalanları ortaya çıkarır beni kendime karşı küçük düşürürdü. Tepemden gaz bombaları geçerken elinden tutuğu öz güveni düşük bir başkasıyla önümden geçerdi. Benim de öz güvenim düşük olduğundan üzülürdüm. İyi birine benziyordu. İsmini bilmek istemezdim o kızın biraz bana benziyordu çünkü. Bir tutam nefret katılmış halimdi sanki. İsmini bilmek istemedim o kızın, hiç kıskanmadım, hiç ilginç gelmedi... Kesinlik yoktu. Eksik bir şey vardı bende. Hep mi kayıptı hayalet mi kaybetti bilemiyordum. Üç kere şeytan aldı götürdü satamadan getirdi dedim farklılık olsun diye bekledim olmadı.Noktaydı bir arkadaşımın tanımına göre eksiğim, ben bulamadım o söyledi. Benim gibi defterlerin son sayfasını daha sonra, daha iyi bir şey yazabilirim diye boş bırakan ya da daha iyisini yazabilirim diye sonlanmamış bir sürü hikayeyle dolaşan bir insanın zaten noktayla arasının iyi olamayacağı aşikar değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder